Bugün beni Finansbank'tan aradılar. (Hiç de öyle isim vermiyeyim işlerine girmem, umrumda değil reklam falan) İki kez sordum ama bak yine adamın unuttum; Serhat'tı galiba adı. Pek bir resmi havası vardı konuşurken, efenim “Bu minvalde... Bu çerçevede...” gibi sosyoloji hocamı hatırlatan söylemler kullanıyordu kendisi. Önce kim olduğumdan emin değilmiş gibi bir havada konuşmaya girmesi beni biraz huylandırmıştı.
“Çağla Hanım ile görüşebilir miyim?”
“Evet, benim.”
Bir inansam mı duraksaması. “Müsait misiniz?”
“Evet?”
“Ben Finansbank'tan Serhat. Bizim bıdıbıdı kartımız var. Bununla bıdıbıdıbıdıbıdı avantajı sahibi oluyorsunuz. Kimlik numaranızı söyler misiniz?”
“Hayır?” Karşı tarafta bir tüh-yutmadı-şimdi-ne-desem-sessizliği ve ben de bu cürete gülsem de açıklama ihtiyacı hissettim: “Çünkü ilgilenmiyorum?”
“Şu an bir kredi kartı kullanıyor musunuz? Onun bilmemne ücretini ödüyor musunuz?”
“Siz bu numarayı nereden aldınız? Gerçekten merak ediyorum. Çünkü ben hiç Finansbank'la falan çalışmadım. Nasıl olur da Finansbank beni arayabilir?” Güldüm. “Yani bir kart satmak için. Gerçekten merak ediyorum.”
