En
çok gülüşünü özledim. Hani o bir an ciddi, bir an dünyayı
hafife alır bakışın ardından kimse beklemez kahkaha atarken
neşeli bir çocuk gibi kıvranmanı. Uzaktan diğer insanlara
tepeden bakar göründüğün kişi hayret ediyordur eminim- öyle
görünüyorsun, biliyor muydun? Sadece herkesten çok bildiğini
düşünür gibi değil, hakkaten çok bilir gibi. Ama en çok da
insanların kendini büyük görüşüne kahkaha atarsın. Bu yüzden
bana da az gülmedin ya, helal olsun, her bir aptallığıma,
çokbilmişliğime değer. Yine güldürebileceğimi bilsem, beni
hizaya sokup az çok haddimi bildiren tüm acılarımdan vazgeçerdim,
salak bir çocuk olarak tekrar çıkardım karşına. Hala gülüyor
musun oralarda?
Kaç
kahkahanı kaçırdım acaba? Umarım çoktur. Umarım yoktur.
İçimdeki bu sadist öfkenin ağzına sıçayım.
Dimdik
duruyorsun, dünya seni yıkamaz gibi. İnat dolu, ciddiyet ve
sorumlulukla dolup taşmış (hem de bazen ne biçim taşmış, eeeh
seninle mi uğraşacağım derken bile karşındakine değil, yine
onu yola getirme sorumluluğuna isyan ediyorsun öyle ki)... Dünyayı
bile kurtaracaktın, bir kendini kurtaramadın. Nasıl da bozuksundur
şimdi buna. Yenilme vakti, bükülme ya da kırılma vakti. Hem de
kendi içindeki hayali şeytanlara, ne ironik ama... Hayalperestliği
bu yüzden sevmezdin, değil mi?
Yapacak
çok iş var gerçek hayatta, hayaller çocukça. Çünkü o işleri
yapabilirsin, dünyayı değiştirebilirsin sen. Sorumluluğun var...
Hah! Ama çok kızamıyorum sana, sen napacaktın ki. Senin çocuk
olmana izin vermeyenlerin ağzına sıçayım.
Unutmuştum
be, kafamdan çıkarmıştım. Hayallere kaçmıştım hep burun
kıvırdığın gibi. Kırk yılda bir geyiğine bakılan kahve
telvesinde bile çıkıyorsun karşıma, serbest çağrışımın da
ağzına sıçayım.
Rüyamda
dişlerimi söküyorum, bir, iki, üç, dört diş. Sana uzatıyorum
iki izmarit de söndürülmüş küllüğün içinde, utançla, kanlı
kanlı. Özür dilerim, özür dilerim beceremedim. Buyum, bu kadarım
işte anca. Artık bana yetmez olduğum günün ağzına sıçayım.
Senin
de... Allah kahretsin, diyemem ki- ama beni böyle uykumdan karın
ağrısıyla kaldırışına harbiden sıçayım. Şiir bile yazamam.
Beni böyle rezilliklere zorluyorsun. Aklımın köşesinde bir türlü
boğup öldüremediğim kah-ro-la-sı umutla, "Belki
hoşuna gider ama..."diyen salak çocuğun ağzına sıçayım.