24 Eylül 2013 Salı

23/09/23 - 01:05

En çok gülüşünü özledim. Hani o bir an ciddi, bir an dünyayı hafife alır bakışın ardından kimse beklemez kahkaha atarken neşeli bir çocuk gibi kıvranmanı. Uzaktan diğer insanlara tepeden bakar göründüğün kişi hayret ediyordur eminim- öyle görünüyorsun, biliyor muydun? Sadece herkesten çok bildiğini düşünür gibi değil, hakkaten çok bilir gibi. Ama en çok da insanların kendini büyük görüşüne kahkaha atarsın. Bu yüzden bana da az gülmedin ya, helal olsun, her bir aptallığıma, çokbilmişliğime değer. Yine güldürebileceğimi bilsem, beni hizaya sokup az çok haddimi bildiren tüm acılarımdan vazgeçerdim, salak bir çocuk olarak tekrar çıkardım karşına. Hala gülüyor musun oralarda?
Kaç kahkahanı kaçırdım acaba? Umarım çoktur. Umarım yoktur. İçimdeki bu sadist öfkenin ağzına sıçayım.
Dimdik duruyorsun, dünya seni yıkamaz gibi. İnat dolu, ciddiyet ve sorumlulukla dolup taşmış (hem de bazen ne biçim taşmış, eeeh seninle mi uğraşacağım derken bile karşındakine değil, yine onu yola getirme sorumluluğuna isyan ediyorsun öyle ki)... Dünyayı bile kurtaracaktın, bir kendini kurtaramadın. Nasıl da bozuksundur şimdi buna. Yenilme vakti, bükülme ya da kırılma vakti. Hem de kendi içindeki hayali şeytanlara, ne ironik ama... Hayalperestliği bu yüzden sevmezdin, değil mi?
Yapacak çok iş var gerçek hayatta, hayaller çocukça. Çünkü o işleri yapabilirsin, dünyayı değiştirebilirsin sen. Sorumluluğun var... Hah! Ama çok kızamıyorum sana, sen napacaktın ki. Senin çocuk olmana izin vermeyenlerin ağzına sıçayım.
Unutmuştum be, kafamdan çıkarmıştım. Hayallere kaçmıştım hep burun kıvırdığın gibi. Kırk yılda bir geyiğine bakılan kahve telvesinde bile çıkıyorsun karşıma, serbest çağrışımın da ağzına sıçayım.
Rüyamda dişlerimi söküyorum, bir, iki, üç, dört diş. Sana uzatıyorum iki izmarit de söndürülmüş küllüğün içinde, utançla, kanlı kanlı. Özür dilerim, özür dilerim beceremedim. Buyum, bu kadarım işte anca. Artık bana yetmez olduğum günün ağzına sıçayım.

Senin de... Allah kahretsin, diyemem ki- ama beni böyle uykumdan karın ağrısıyla kaldırışına harbiden sıçayım. Şiir bile yazamam. Beni böyle rezilliklere zorluyorsun. Aklımın köşesinde bir türlü boğup öldüremediğim kah-ro-la-sı umutla, "Belki hoşuna gider ama..."diyen salak çocuğun ağzına sıçayım.