Galiba deliriyorum.
Hani şu “deli” sınırları içinde
tanımlanan delilik elbette kastım, icat edilmiş kavramların ne
kadar anlamı varsa- ya da onlara yüklenen anlamlar ne kadar
doğruysa... İşlevsel bir insanın ihtiyacı olmayan düşünceler,
kaotik bir ruh durumu, kastım duygu durumu değil tam olarak.
Toplumsal olarak onaylanmayan düşüncelere, ideolojilere...
yatkınlık diyemem ama tarafsızlık. Çünkü bize nefret etmemiz
öğretildi bazı fikirlerden ve o fikri taşıyanlardan
yabancılaşmamız doğru gibi gösterildi- buna itiraz ettiğimden
de emin değilim. Bir pedofili, bir tecavüzcüyü, katili, sırf kan
görme arzusuyla ve dehşet sahnelerinin içinde bulunma isteğiyle
insan canına kast edenleri anlamanın ne yararı var? Hatta belki
tehlikeli. Şiddet dürtüsü ve diğerleri, içimizdeki şeytan
yani, biraz susturulsun diye icat edilmiş onca araç var:
televizyon, dedikodu, milliyetçilik, arkadan iş çevirmeler ve
serbest piyasa, kitle coşkuları ve linç imkanları, futbol, “iki
dakikalık nefret”...