11 Kasım 2012 Pazar

Kalabalıkta bir deli.


Eski, o zamanlar mahrem olduğunu hissettiğim için yayınlamadığım bir yazı. Şimdi artık delirmediğimi bildiğim için yayınlıyorum. Kaos bizim dostumuzdur...

09/10/11   19:34:04
Galiba deliriyorum.
Hani şu “deli” sınırları içinde tanımlanan delilik elbette kastım, icat edilmiş kavramların ne kadar anlamı varsa- ya da onlara yüklenen anlamlar ne kadar doğruysa... İşlevsel bir insanın ihtiyacı olmayan düşünceler, kaotik bir ruh durumu, kastım duygu durumu değil tam olarak. Toplumsal olarak onaylanmayan düşüncelere, ideolojilere... yatkınlık diyemem ama tarafsızlık. Çünkü bize nefret etmemiz öğretildi bazı fikirlerden ve o fikri taşıyanlardan yabancılaşmamız doğru gibi gösterildi- buna itiraz ettiğimden de emin değilim. Bir pedofili, bir tecavüzcüyü, katili, sırf kan görme arzusuyla ve dehşet sahnelerinin içinde bulunma isteğiyle insan canına kast edenleri anlamanın ne yararı var? Hatta belki tehlikeli. Şiddet dürtüsü ve diğerleri, içimizdeki şeytan yani, biraz susturulsun diye icat edilmiş onca araç var: televizyon, dedikodu, milliyetçilik, arkadan iş çevirmeler ve serbest piyasa, kitle coşkuları ve linç imkanları, futbol, “iki dakikalık nefret”...