27 Eylül 2012 Perşembe

26/09/12


Dişe gelir, ağırbaşlı, çokbilmiş bir yazı yazacağım diye kendi omzuma gereksiz yük bindirmişim galiba. Aman, tamam, gerçek hayatın gerçek yükleri omzuma binince böyle keyfi ve çocukça olanlar ortaya çıkıyor işte. Yemişim felsefeyi. Ağırbaşlılığa da mecbur olduğumdan bir saniye daha fazla katlanmam, yeter. (Çokbilmişlik doğal zaten, onda sorun yok) Kafama geleni, canımın istediği gibi yazcam.

Geçen gün kendimi vergi dairesine girerken buldum. O zaman anladım okul bitmiş, eşşek kadar olmuşuz. Vergi dairesinde işim olması gerçeğine hala yabancılaşıyorum; işte çocukluğumdan da o kadarcık kaldı. İşe girince paspal giyinme özgürlüğü de puf oldu zaten, topuklu, renk uyumu, makyaj... Bir de Kung Fu Panda'yı tekrar tekrar izlemeyi bırakınca yaşlanmış olurum sanırım. Neyse ki o ufukta görünmüyor.

İnsanların nasıl uyku düzeni oluyormuş çözdüm. Sabah sekizde koşturmaya başlayıp akşam dokuzda her yerin sızlayarak eve girince oluyormuş. Okumak zor diyene burdan sevgilerimi yolluyorum, ehe ehe. Ama bu taraf daha zevkli. Para falan veriyolar.
Arkadaşlar, mezun oldum, iş buldum diye bana gıcık olan, gözü kalan mı var aranızda? Ha, aşağı yukarı hepinizin durumu benden iyi, aklıma üç beş isim geliyor ancak, çok olası görünmüyor. Ama bir insanın şansı bu kadar mı ters gider, yuh diyorum. İşlerimden ilki hadi tamam, onu edinmek zor olmadı da dernekteki part-time işi resmen suyunu çıkarana kadar kovaladım. Artık kurul “eh, ayıp olmasın, bu kadar uğraştı kız” diyerek aldı işe neredeyse. Ev bulma olayındaysa kessin bi pislik vardı:
Bir eve bakıyorum, oh çok güzel, babam gelsin tutalım, 2 saat bekletin diyorum. Babam gelene kadar başkası tutuyor. Başka bir ev var diyorlar, tamam, anahtarı öbür şubedeymiş, şubeden getirirken de hazır oradan geçerken başka birine evi gösteriyorlar, anahtar geliyor ama peşinde gelen müşteri “Tutuyorum! Tutuyorum!” diye haykırarak geliyor. Literally. Bir ev daha çıkıyor ama kiracı daha boşaltmamış. Ev görmeden tutulmaz, çıksın bakacağız diyorum; bir akıllı gelip benim yapmadığımı yaparak görmeden tutuyor. İki gün sonra bir emlakçı arıyor beni (kaç yere telefonumu bıraktım, birinden ses çıktı bak) “Harika bir ev var, görmek ister misiniz?” Olur diyorum, ev sahibini arıyor anahtar ondaymış. Ev sahibinden geri dönüyor, vermiş evi puşt. Beşinci denememde daha kiralık ilanı asılırken dalıyorum eve. Bu kez ben haykırıyorum “Tutuyorum!” diye. Adam diyor ki, başka birine göstermeye sözüm var, orayı tutarsa yakında bir evi daha tutacakmış kızına ve damadına, onlar istemezse size veriririm (Yani diğer emlakçının bana karşı olmadığı kadar sözüne sadık davranıyor, göstermek için bekliyor, gerçi işin ucunda çift komisyon var, adama farkını verip evi tutmayı bile düşündüm o gece de o kadar zengin değiliz) ve elbette ertesi gün tutuluyor o evler... Altıncı denemem 20 dakika sürdü. Eve baktım, duvarı çatısı vardı, emlakçıya geri koştum, imzayı attım. Budur. Bikaç güne taşınıyorum (Bursalı olduk yine, üf).
Öğrenim kredisi ödemelerimi geçen yıl, ben daha mezun olmadan, başlatmışlar. 1 yıl faiz yemiş. Ki ben ana paranın yarısını bile kesinlikle almadım vakti zamanında. Devlet beni dolandırıyor. Bunu keşfettiğim gün öyle çok sövdüm / beddua ettim / negatif enerji reikiledim ki (hayat görüşünüze göre kafanıza uyanı seçiniz) kesin bir devlet memuruna o sıralarda inme falan indi. Umarım ölmemiştir de uzun süre sürünür. Bi milyon bürokrasiyle ve gerekli olursa mahkemeyle uğraşmaya hazırlanıyorum şimdi.
Hadi tamam, diyelim ki hayat zaten zordu aslında, şimdiye kadar fark etmemiştim diyelim, kapısına kadar kovalamak lazımmış fırsatları zaten, aslanın ağzı falan. Peki neden elektrik idaresi benim izin günümde tamirat yapmaya karar verip, yarın ve ertesi tam gün elektiriği keserek, ölümüne koştuğum bir haftadan sonraki tatil günümde keyfimce bilgisayar oynama fırsatımı gaspediyor? Bunu nereye şikayet ediyoruz kardeşim? Kime yapıyoruz mızmızlığımızı? Anca buraya.

Hayat güzel yani. Adam oldum ben.

1 yorum:

  1. Yeni hayatta başarılar :D Ev olayı cidden ilginçmiş . Sanki birisinin kastı var gibi senin bakmış olduğun evleri tutmuş sürekli. Kredi olayını da takma 5-10 senede bir af geliyo zaten taksitlendirir ödersin bi şekilde. Yada en kötü bankadan kredi alıp o şekilde ödersin. Tabi banka mı devlet mi dersen ikisi de birbirinden beter ya neyse... Bursa'da kalmana üzüldüm keşke İzmir'e dönseydin :/

    YanıtlaSil