Dişe gelir,
ağırbaşlı, çokbilmiş bir yazı yazacağım diye kendi omzuma
gereksiz yük bindirmişim galiba. Aman, tamam, gerçek hayatın
gerçek yükleri omzuma binince böyle keyfi ve çocukça olanlar
ortaya çıkıyor işte. Yemişim felsefeyi. Ağırbaşlılığa da
mecbur olduğumdan bir saniye daha fazla katlanmam, yeter.
(Çokbilmişlik doğal zaten, onda sorun yok) Kafama geleni, canımın
istediği gibi yazcam.
Geçen gün
kendimi vergi dairesine girerken buldum. O zaman anladım okul
bitmiş, eşşek kadar olmuşuz. Vergi dairesinde işim olması
gerçeğine hala yabancılaşıyorum; işte çocukluğumdan da o
kadarcık kaldı. İşe girince paspal giyinme özgürlüğü de puf
oldu zaten, topuklu, renk uyumu, makyaj... Bir de Kung Fu Panda'yı
tekrar tekrar izlemeyi bırakınca yaşlanmış olurum sanırım.
Neyse ki o ufukta görünmüyor.
İnsanların
nasıl uyku düzeni oluyormuş çözdüm. Sabah sekizde koşturmaya
başlayıp akşam dokuzda her yerin sızlayarak eve girince
oluyormuş. Okumak zor diyene burdan sevgilerimi yolluyorum, ehe ehe.
Ama bu taraf daha zevkli. Para falan veriyolar.
Arkadaşlar,
mezun oldum, iş buldum diye bana gıcık olan, gözü kalan mı var
aranızda? Ha, aşağı yukarı hepinizin durumu benden iyi, aklıma
üç beş isim geliyor ancak, çok olası görünmüyor. Ama bir
insanın şansı bu kadar mı ters gider, yuh diyorum. İşlerimden
ilki hadi tamam, onu edinmek zor olmadı da dernekteki part-time işi
resmen suyunu çıkarana kadar kovaladım. Artık kurul “eh, ayıp
olmasın, bu kadar uğraştı kız” diyerek aldı işe neredeyse.
Ev bulma olayındaysa kessin bi pislik vardı:
Bir eve
bakıyorum, oh çok güzel, babam gelsin tutalım, 2 saat bekletin
diyorum. Babam gelene kadar başkası tutuyor. Başka bir ev var
diyorlar, tamam, anahtarı öbür şubedeymiş, şubeden getirirken
de hazır oradan geçerken başka birine evi gösteriyorlar, anahtar
geliyor ama peşinde gelen müşteri “Tutuyorum! Tutuyorum!” diye
haykırarak geliyor. Literally. Bir ev daha çıkıyor ama kiracı
daha boşaltmamış. Ev görmeden tutulmaz, çıksın bakacağız
diyorum; bir akıllı gelip benim yapmadığımı yaparak görmeden
tutuyor. İki gün sonra bir emlakçı arıyor beni (kaç yere
telefonumu bıraktım, birinden ses çıktı bak) “Harika bir ev
var, görmek ister misiniz?” Olur diyorum, ev sahibini arıyor
anahtar ondaymış. Ev sahibinden geri dönüyor, vermiş evi puşt.
Beşinci denememde daha kiralık ilanı asılırken dalıyorum eve.
Bu kez ben haykırıyorum “Tutuyorum!” diye. Adam diyor ki, başka
birine göstermeye sözüm var, orayı tutarsa yakında bir evi daha
tutacakmış kızına ve damadına, onlar istemezse size veriririm
(Yani diğer emlakçının bana karşı olmadığı kadar sözüne
sadık davranıyor, göstermek için bekliyor, gerçi işin ucunda
çift komisyon var, adama farkını verip evi tutmayı bile düşündüm
o gece de o kadar zengin değiliz) ve elbette ertesi gün tutuluyor o
evler... Altıncı denemem 20 dakika sürdü. Eve baktım, duvarı
çatısı vardı, emlakçıya geri koştum, imzayı attım. Budur.
Bikaç güne taşınıyorum (Bursalı olduk yine, üf).
Öğrenim kredisi
ödemelerimi geçen yıl, ben daha mezun olmadan, başlatmışlar. 1
yıl faiz yemiş. Ki ben ana paranın yarısını bile kesinlikle
almadım vakti zamanında. Devlet beni dolandırıyor. Bunu
keşfettiğim gün öyle çok sövdüm / beddua ettim / negatif
enerji reikiledim ki (hayat görüşünüze göre kafanıza uyanı
seçiniz) kesin bir devlet memuruna o sıralarda inme falan indi.
Umarım ölmemiştir de uzun süre sürünür. Bi milyon bürokrasiyle
ve gerekli olursa mahkemeyle uğraşmaya hazırlanıyorum şimdi.
Hadi tamam,
diyelim ki hayat zaten zordu aslında, şimdiye kadar fark etmemiştim
diyelim, kapısına kadar kovalamak lazımmış fırsatları zaten,
aslanın ağzı falan. Peki neden elektrik idaresi benim izin günümde
tamirat yapmaya karar verip, yarın ve ertesi tam gün elektiriği
keserek, ölümüne koştuğum bir haftadan sonraki tatil günümde
keyfimce bilgisayar oynama fırsatımı gaspediyor? Bunu nereye
şikayet ediyoruz kardeşim? Kime yapıyoruz mızmızlığımızı?
Anca buraya.
Hayat güzel
yani. Adam oldum ben.
Yeni hayatta başarılar :D Ev olayı cidden ilginçmiş . Sanki birisinin kastı var gibi senin bakmış olduğun evleri tutmuş sürekli. Kredi olayını da takma 5-10 senede bir af geliyo zaten taksitlendirir ödersin bi şekilde. Yada en kötü bankadan kredi alıp o şekilde ödersin. Tabi banka mı devlet mi dersen ikisi de birbirinden beter ya neyse... Bursa'da kalmana üzüldüm keşke İzmir'e dönseydin :/
YanıtlaSil