29 Ağustos 2011 Pazartesi

Birkaç şeyi açıklığa kavuşturalım 4 - Biz ve Siz


18 Kasım 2009 Çarşamba, İzmir

İnsan dediğin öyle olur olmadık sorulara cevap istememeli. Yoksa hiçbir iş yürümezdi. Dünyanın dengesi alt üst olurdu. A, elbette soru sorabilir. Bunun sakıncası pek yok. Önemli olan cevabı aramak bir yana, cevabı almaya bile istekli olmamaktır.
Bir kereden ne olur?”
“…”
İşte. Zararsız bir soru sorma örneği. Ya da:
Bu adamın ne şerefsizliğini gördük de oy vermeyelim?”
Ortamda onayla baş sallamalar ve mırıldanmalar olacaktır. Densizin biri şimdi cevap verse, küçük bir olasılık da olsa, kafaları karıştırarak toplumun huzurunu bozabilir. Daha büyük ihtimalle de, iyi eğitilmiş insanlar onu şiddetle ve büyük bir iyi niyetle eğitmeye girişecektir. Hatta bir başka benzer sorunun ortaya atılması için harika bir ortam oluşacaktır: “Ne diyorsun arkadaşım sen?!”
(Arkadaşım! Kime ne dediğine dikkat et. Çünkü o adama –burada sayıca üstün olan- biz oy verdik/vereceğiz. Niye böyle bir karar verdik önemli değil; önemli olan bu kararın grupça verilmiş olması. Ki bu kalabalığın işi de aramızdan vazgeçecek gibi olanları aynı karara geri çevirmektir. Bu bir döngü ve biz bu kadar kalabalıkken kafamızı karıştıramazsın. Gelelim işin özüne: Biz böyle bir karar aldığımıza göre, o adam bizdendir. Hem bizim kararımıza laf söyledin, kararımızın derinliğine hakaret ettin, hem de bizden olana laf söylüyorsun! Senin ne dediğinle ilgilenmeye başlıyorum ve bu senin için pek hayırlı olmayacak.)

Tüm hikayenin başlangıcı şudur: İki kişi (temsilen) bir noktaya gelir. Birbirlerini tanımasalar da olur aslında. Ama ikisi o noktada bir araya gelmişlerdir ve o nokta, onlara ait bir benzerlik noktasıdır. Mesela o nokta erkek olmak, Türk olmak, dindar olmak, köpekleri sevip de kedileri sevmemek olabilir. İşte bu (en az) iki kişi bir adet “biz” oluşturduğunda, yani kendilerine “biz” demeye başlamışlarsa işler tuhaflaşır. Bir de işin içine “Siz” girerse, eyvah ki eyvah…
Siz” daha da berbat bir şeydir. Sinsi olan, kötücül olan odur. Asıl sorunu o çıkarır aslında. “Biz” ve “Siz” beraber başa geldiğinde çok büyük kavgalar çıkar ama çoğunlukla “Siz” bile yeterlidir.
Siz kadınlar yok musunuz!”
O –dişi- insan, diğer kadınların da suçlarını taşımaya niyetlenmemiş olabilir. Kendisi asla “Biz kadınlar…” şeklinde cümle kurmuyor olabilir. Ama bunun o noktada bir önemi yoktur. İtiraz ederse soru olmayan bir soruyla karşılaşır derhal: “Kadın mısın, değil misin? Sen onu söyle.”

Herhangi bir “Biz”e dahil olduğunu hisseden kişiler, karşılarına “Siz” olan bir grup insan çıktığında saçmalamaya başlarlar. Özellikle “Siz” fena halde “Biz”den farklıysa ve dönem dönem bu iki grubun çeşitli açılardan çatıştıkları noktalar olduysa:
Bizden” kişi, en az bizim kadar iyidir. İyi derken, iyi olan her şeydir. O iyi huyludur, iyi niyetlidir, akıllıdır, temizdir, iyi giyinir, yakışıklı ve güzeldir, onun yanakları sağlıkla parlar, dişleri inci gibidir ve benzerleri. Biliriz ki, söz konusu olan o “bizden” kişi, karşısına aynı şekilde bir “sizden” kişi çıkınca “biz”i aynı şiddetle savunacaktır. Biliriz ki başka birisi de bizim inci dişlerimiz olduğunu düşünüyordur. Ne mutlu!
Siz” ise kötüsünüz. Her türlü kötü şey sizsiniz. Şeytan kadar kötücülsünüz, aptal ya da delisiniz –sonuçta “biz”im gibi düşünmüyorsanız!-, çirkinsiniz, uyurken horluyorsunuz ve ayaklarınız da kokuyor!

Siz” kötü bir şeydir elbette. Ama onun ne kadar kötü olduğu, çoğunlukla kişinin ne kadar “biz” olmakla ilgilendiğiyle bağlantılıdır. Bir Türk kendini ne kadar Türk hissediyorsa, diğer uluslar o kadar kusurludur. Biri ne kadar heteroseksüel olduğuna eminse, biseksüel ya da homoseksüeller o kadar sapıktır. Bir insan kendini ne kadar Galatasaraylı tarif ediyorsa, Fenerbahçeliler o kadar… filan.

Eğer bir grup insanın karşısına herhangi bir şeyin adayı olarak çıktıysan, tüm bu “siz ve biz” saçmalığı harika bir fırsattır. Üstünkörü bir istatistikle bakarsın karşındaki seçmenlerin hangi “biz”lere dahil olduğuna. En kalabalık “biz” hangisiyse, onlara “Bu adam bizden.”dedirtmek üzere kampanyaya başlarsın. Bunu başardığın an olay bitmiştir. Çünkü artık o kalabalığa göre sen her zaman iyisindir, akıllısındır; senin rakibin olacak kişi de bir o kadar kötüdür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder